BLOGGER TEMPLATES - TWITTER BACKGROUNDS »

24 Kasım 2010 Çarşamba

fayton

Share

o sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şey
incecik melankolisiymiş yalnızlığının
intihar karası bir faytona binmiş geçerken ablam
caddelerinden ölümler aşkı pera’nın.

esrikmis herhal bahçe bahçe çiçekleri olan ablam
çiçeksiz bir çiçekçi dükkanının önünde durmuş
tüllere sarılı mor bir karadağ tabancasıla
zakkum fotografları varmış cezayir menekşeleri camekanda.

ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç bilemem
intihar karası bir faytonun ağışı göğe atlarıyla birlikte
cezayir menekşelerini seçip satın alışından olabilir mi ablamın.

ece ayhan a

eski bir takvim için şiirler

Share

I

Evlerin saat beş olma hali
Ben yorgunum anlamaktan
Bir duvar, bir tebeşir gibi yazmaktan yazılmaktan.

Ve akşam
Alanların caddelerin bana biraz fazla geldiği
Üstümü başımı bilmediğim bir akşam
Ne yapsam
Alkollere gitsem. Giderim alkollere bir mektup gibi
Alkollerden gelirim bir mektup gibi
Bellidir sırtımdaki kan lekesinden ve puldan.

Yağar ki sokaklarda bir uzun yağmur
Islanırım ıslanırım anlamam
Sanki nedir bir yağmurun güzel olması
Sahi bir yağmurun güzel olması
Yağarken kendine severek bakmasından.

II

Duran ben değilim ki ayakta
Gövdemden daha büyük ve akşama doğru
Görünmekte olan bir sıkıntı var
Dönüp arkama bakamam.

Su gürültüleri! ey benim güneşimi ikiye bölen hızarlar!
Ben işte günün birinde belli olurum
İki olmam, bir olurum günün birinde
Hızarlar! bir olurum, tarih de düşerim
Cep defterime bir şeyler de yazarım
Bir gün bir akşama doğru bulunurum da
Bir kapıdan uzanmış binlerce boyun tarafından
Hızarlar! neden olmasın, elbette sorulurum.

Ey benim güneşimi ikiye bölen hızarlar!

III

Çimen kokusundan hızlı
Bir sıyrık gibi bitiveren elde ayakta
Nedir bu benim yalnızlığım?

Neyiz ki bu karanlık kar yağışında
Ey ipini kendi gerip ufka bakanlar
Ölüler, diriler, daha doğmamışlar
Toplanıp birdenbire hep aynı yaşta
Ve nedir bu benim yalnızlığım?

Ve içimde gezerim ucu sivri bir bıçakla
Söylesem size söylerim ey ipini kendi gerenler
Kedere kederle, ağrıya ağrıyla karşı çıkarım.

Masam ki şuracıkta solgun bir köy akşamı
Bir uzun yoksul, bir başka yoksul
Düşer ellerim bir çağın artıklarına
Çatalımda kemikler, ölü gözleri
Ve iniltiler, çığlıklar
Benden bir şey sorulamaz gibiyim. Biri gelsin şu tabağımı kaldırsın
Çatalımı da
İğrenmenin, tiksinmenin en eskisiyim
İki eşya arasında bir hiçlik
Ne iskemle, ne masa, tam orda tökezlenirim.

Bir haziran, bir temmuz nasıl olsa gelir de
Sorsanız size söylerim ey ipini kendi gerenler
Ben döğüşken olanlara açılmış bir mendilim.

Edip Cansever

8 Kasım 2010 Pazartesi

ulak

Share

Yıldan yıla geçerken
hikayeler topladım evlerde,
çıkından çıkına doldum taşırdım
hiç bir yere sığmayan
ölüm dirim haberlerini,
çıkamadığım yokuşları
bağışlıyorum giremediğim
çıkmazları. Doydum
gezdiğim caddelerde
kovandan kovana delik deşik
götürdüğüm uğultulara.
Bir kül ki boşuna: Ben
unutsam, kimse hatırlamaz.

Belki de yenilenmeli ağaçlar.
Boyalar devşirilmeli
mevsimin yapraklarından,
haşarı erguvandan.
Yepyeni fırçalar alınmalı çarşıdan,
insan eliyle germeli bezi tahtaya:
Herkes kendine görülmemiş
bir düş aramalı.

Sen, penceremdeki suskun kadın:
Hayatımda ol, kal, öl, istiyorum.


Enis BATUR

4 Kasım 2010 Perşembe

göğe bakma durağı

Share

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım


Turgut UYAR

çizik

Share

geleceğim, bekle dedi. gitti...

ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu...
ama kimse ölmedi.

Özdemir Asaf

2 Kasım 2010 Salı

Beni Aşka Terkettiğin İçin Seviyorum Seni

Share

bir sır- çocuksun, yalnızca aşk açık sende

ne sen kalıyorsun ne o, aşktan başka

biri yok, gel, aşk istediği için varsın

ne onu kurtarıyorsun ne kendini, aşktan başka

biri yok, git, aşk istediği için yoksun



ayrılıktan değil, taşıdığı saflıktan konuşursun;

ayrılık sana dönmektir, yeniden bana

ruhumuz öpüşür ya, başkasındayken ağzımız

gövde gözaltındadır, oysa ruhumuz sereserpe

seni senden beni benden bağışlar birbirimize



bir sır- çocuksun, aşkla açıyorsun kullandığın herşeyi

burda değilsin, çoktun çekilmişsin ve seninle

gitmiş senin olan, her zamankinden çoksun bu evde

çünkü aşk hepimizden çalışkandır, ben duruyorum

vefa aşk listesindeki ceza nöbetine



bu karanlıkta daha iyi görüyorum seni

aynı tünelden geçiyorsun gelişte ve gidişte

kavuşmaya, ayrılığa aynı yolu kullanıyorsun

beni büyüten aşktan söz ediyorum, yolculuğa övgü

zaman yok ki aşktan başka, uykusuzluğa övgü



bir sır- çocuksun, baştan çıkarır gibi açığa çıkardın beni

ayrılık mı; beni aşka terkettiğin için seviyorum seni!

Haydar Ergülen

Kalan

Share

...
Bir şey kaldı gecelerden birinde,
Senden.
Öncesinde bilinmemiş birşey,
Silinmez bir ses gibi giden.....
Kelimelerden büyük, kelimelerin içinde,
Bir şey kaldı senden
Yaşamalar'ın arasında kaçamaklı.

Veriliş rengi başka, alınış rengi başka..
Söylemeye vakit kalmadan
Dudakların altına bırakılmış bir şey.
Karanlıkların tam ortasında bir kırmızı nokta..
Gözlerce pırıl pırıl, ellerce saklı.

Bir şey kaldı, bir denizin kıyısında senden,
Bakışlarla yüklü, söylemelerle sessiz..
Seninle dolu, seninle sensiz bir şey..
Arandıkça bulunmamış yıllar yılı,
Bulundukça aramaklı.

Özdemir Asaf