BLOGGER TEMPLATES - TWITTER BACKGROUNDS »

31 Mart 2011 Perşembe

eski ormanlara mektup

Share

bir mektup göndersen de açıp okumasam

ben hangisiyim; sen demekten başka
sana ulaşamayan zarfefendilerinin,
aç beni, başkapulum yok, başka mektubum
yok, yoksul olduğum söylenecek yoksa sana
annemin bir gül olarak terkettiğinden beri
beni gönderdiğin mektuplar ormanına

şehri karıştırmıyorum, seni yanlış anlarlar
kendimi karıştırıyorum, uçmaktan yanayım
ruhunu parmaklarında dolaştıran perinin
tevekkül penceresine konduğu eski ormanlarda

hangi yüzüğünden düştüm bu yolculuğa;
bilseydim, sen gönderseydin, ben o mektuba
yazılacak kadar aransaydım dilinin ormanında
açmazdım yine, yine yüzükler kazanırdın;
bana suluboya bir orman göndereceğini bile bile,
`peri ve eşek' mes'elini yazdığımı bile bile,
ormanlara dair şiirler okumak için
ayrı ve birleşik şehirler kurduğumuzu bile bile,
açmazdım bu sırlara layık olmayan şehri
içinden çıkacak ormana

bana orman gönderme, içinden şehir çıkar;

beni bir mektuba gönder, içinden birine
almamış gibi yaparım, vapura binmem,
yoluna inmem, ormanların sisi çökmeden önce
.. sonra inanırım

mektupların perileri
perilerin ormanları biriktirdiğine
yüzüklerin parmaklarda sessizce eridiğine
inanırım, eski orman tadı sinmiştir
açılmayan mektuba

gönderilse de


Haydar Ergülen

27 Mart 2011 Pazar

günlerin adresi

Share

senin yüzündür güzel kılan evleri
cömert köyleri, unutkan şehirleri

dalgın ırmaklar çizersin alnıma
açılır kahve falları, sabah çarşıları

yüzündür anlatan çocuklara yağmuru
öksüz caddeleri, suyun tarihini

ince bir ay düşerken kakülüne
öperim ağzındaki kar filizlerini

güz postacılarıyla dağlardan iner
kullanırım geçmiş günlerin adresini

Refik DURBAŞ

2 Mart 2011 Çarşamba

sevgilim ben şimdi

Share

sevgilim, ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
elimde uçuk mavi bir kalem, cebimde iki paket sigara
hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
'ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz'
çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
o gülün yüzü gülmüyor sensiz
o köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
hepten hüzünlü bu günlerde
gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
masada tabaklar neşesiz
koridor ıssız
banyoda havlular yalnız
mutfak dersen, derbeder ve pis
çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
vantilatör soluksuz
halılar tozlu
giysilerim gardropda ve şurda burda
memo'nun oyuncak sepeti uykularda
mavi gece lambası hevessiz
kapı diyor ki, "açın beni, kapayın beni"
perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
radyo desen sessiz
tabure sandalyalardan çekiniyor
küçük oda karanlık ve ıssız
her şey seni bekliyor, her şey gelmeni
içeri girmeni
senin elinin değmesini
gözünün dokunmasını
ve her şey tekrarlıyor
seni nice sevdiğimi.


Cemal Süreya