BLOGGER TEMPLATES - TWITTER BACKGROUNDS »

25 Aralık 2013 Çarşamba

Annemle İlgili Şeyler

Share

sevgili anneciğim 
binlerce kez açıldım, binlerce kez kapandım yokluğunda
kocaman bir dağ lalesi gibi 
ve kapkara göbeğini dünyaya fırlatacakmış gibi duran. 

şimdi mucizevi bir yerdeyim 
muc'un ucuz evinde
sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
duvarlara hep senin resmini çiziyor 
dili geçmiş zamanda birçok resim, 
hep gülümsüyorsun
aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi 
ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında 
durmadan soluyormuş gibi.hatırlar mısın? 

mavi saçlı bir tanrı gibi severdim burdur gölünü 
o göl şimdi içimde kocaman bir anne ölüsü 
vişne bahçeleriyle dolu, 
neşeli bir şehre benzerdi senin sesin. 
bazen ölmek istiyorum. 
beni yeniden doğurman için
iri, ekşi bir vişne tanesi gibi 

kış başında bir ton kömür yığarlardı kapıya 
bazen görülen rüyalar gibi kapkara 
bir ton rüya çıtırdarken 
sen kar yağmadan önce başkaydın, 
kar yağdıktan sonra bambaşka. 
sanki hep buluğ çağındaydın. 
kuşlar zaptederdi sonra her yeri, sabahları 
binlerce kez söylerlerdi, söyleyeceklerini. 
bizim hiç anlamayacağımız bir şeyi. 

senin şarkıların aç kuşlara buğday saçardı. 
kediler yusyuvarlak dururdu karın ortasında 
kar manzaralı bir resmin ortasında durur gibi 
gri kediler sarmıştı etrafımızı, gri dağlar... 
bir tek senin çocuklar üşüyecek rengi saçların vardı. 

ben bu eve muc'un ucuz evi diyorum.yokluğunda böyle oldum. 
mucize öldükten sonra, buraya taşındım. 
ve inan muc bu evi bana ucuza verdi. 
yaşasaydın, hayatının ortasına 
güller yığan bir adam olsun isterdim babam. 
sen bir çocuk romanı annesi ol isterdim. 
ölü mısır tarlaları hışırdıyordu 
ve kalbimde çıngıraklı yılan sürüleri 
diye başlayan bir çocuk romanında... 
şalına sarınırdın, toprağa sarınır gibi 
erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için, 
bu acımasız ölü anne sesini. 

şimdi mucizevi bir yerdeyim 
zaman bir salyangozun vücudunda yaşıyor burda 
ve çok ağır ilerliyor. 
yüzümdeki çillerden başka isyan eden biri yok hayatımda. 

not: ölen her kadın için bir şiir yazdım. 
onları muc'a evin karşılığında verdim 
çok ucuza. 
artık bütün üzgün oluşlarımın adı: 
anne.

Didem Madak

1 Temmuz 2013 Pazartesi

YAKILMIŞLAR AĞIDI

Share



1.
Şair
gece vezniyle yaz bu şiiri
karanlıkta uğuldasın dizelerin

bilirim, yüreğe yüktür kin dediğin
ki bu senin şair, bu hercai yüreğin
yosun tutmaz bir çakılıdır
anadolu derelerinin

bağışlasın seni asım bezirci
behçet ve metin
bağışlama sen onları öldüreni
çün kanı yerde şiirin

şair
gece vezniyle yaz bu şiiri
karanlıkta uğuldasın dizelerin


2.
külün söylediği yangındır yangının meselidir
onunla uç sen eğer yanmış isen
çığlık dediğin onun en gökselidir


3.
derin derin sustuğum bir zamandı
ıssızdı dilim, kırgındı ilim
rüzgârsızdı yelken, susuzdu telli kavak
gün buluta girmiş gibiydi
yorgunluk duygusuna benzer
kötümser bir hava her yanda

o gündü
bir uzak bir uzak
sivas dedikleri toprak
telefonlar imkansız
iki elim iki böğrümde
ha canım
bir ses veren olsa
tüten dumandan
bir haber veren
sularım durulacak

o gündü
bir uzak
bir uzak
sivas dedikleri toprak

'metin' olmak elimde değil
'behçet' engiz şiirler yazmak geliyor içimden
vurmak karanlığa bir yalım gibi
geçip gitmek
onu eriterek

hey gidi
ne çare
yanıyor madımak


4.
sisliyim, sokulma bana
dağlarım kayıp, yamaçlarım yok
yankılanmıyor sesim, silinmiş görüntüm
aynalarım buğulu

yalnızlığa sal beni
kırlangıçlar uçur sularımda
turna katarları geçer göklerimden
gecelerin ürkek aydınlığında
dualar gibi ödenen

taze ölüler vardır hani
için erer onları düşündükçe
soğuk toprakta ilk geceleridir
anımsamaktan korkarsın

işte öyle şimdi
sivas bir mezarlık bana
garip şey, üşüyen yok
ve inadına tütüyor toprak hâlâ


5.
oğlunun kanlı giysilerini saklayan ana gibi
saklıyorum o günlerin gazetelerini
burnumda kokunuz

belli ki çok kanayacak şiirim
en çınçınlı gülüşümün ardında acınız
ağıdım sonsuz

sivas'ta şimdi göğe uzaman
alevden bir ölüm heykeli
içim buz


6. 
şairler yakılıyorsa ülkende
daha çok şiir oku çocuk


şairler yakılıyorsa ülkende sende
sen de şiir yaz çocuk 

Hüseyin YURTTAŞ

30 Haziran 2013 Pazar

Şimdiden Bir Hatırasın

Share


Şimdiden bir hatırasın
Bulutsa, tozsa, uçarsa
Bütün (aşklar) paranteze alınsın
Rüzgar çanısın, rüzgarın diline dolanırsın
Ne bir şarkısın,
ne de dillerde nağme adın
Artık bazı şarkılar kadar yaralısın 


Günler izmarit diplerinde biriksin
O zaman mutlaka bir trenle gelirsin
Köpüklerdensin, mavisin, sakinsin
istesen suyun tenine bitişirsin
ellerimi bıraktım, artık bunu sana yazsın
İçimde iki yaşlı balık varsa,
İçimde biri pulsuz, iki balık varsa
Biri sensen, gelirsen ve yok edersen
Bunu yazmak istiyorum sana
Sonra postalamak istiyorum
Pulsuz bir zarfla
Hiçbir mektup artık ikna etmiyor beni hayata 


Bu kırmızı oyalarla saçlarımda
Beyaz bir tülbent gibi kalırsam
tenimde, süzemediğim tortularla
Gün olur sararırsa sayfalarda
Bıraktım ellerimi, sana bunu yazsın
Şimdiden bir hatırasın

Kırık kalplerle süslü bir sayfaysan
Camsan, saydamsam, beni kırarsan
Simlerimle sevişirim seninle
O süslü sayfaların üzerinde
İçimde iki mutlu yıl varsa,
İçimde biri simli iki kadın varsa
Sen, gelirsen ve yok edersen
Bunu yazmak istiyorum sana
sonra postalamak istiyorum
Simli bir yılbaşı kartıyla
Hiçbir mektup artık beni, ikna etmiyor hayata 


Şimdiden bir hatırasın
Açmışsa bir sardunya saksıda
Bütün (aşklar) paranteze alınsın
Bıraktım ellerimi, artık sana bunu yazsın
mektuplar postaya takılırsa...
Ey aşk sen
Artık bazı şarkılar kadar yaralısın.
 
Didem Madak

22 Mart 2013 Cuma

HARP KALDIRIMINDA AŞK

Share

sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin 
hiç görmediğim yıldızlar gözlerine doğmuş 
bir büyüklük duygusu dağlar gibi yüreğinde 
ah biz mutluluğu böyle aranıp duracak mıyız 
yağmur hep böyle yağacak mı hatıralara 
eksik olan bir şey var sana bana dair 
belki bir rüzgar belki rüzgardan da hafif 
ama kalbimiz yine uzak bir deniz gibi boş 
heybetli gurupların belirdiği saatlerde 

sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin 
acaba nasıl öğrenmişim nasıl farkında olmadan 
her şey nasıl olup geçmiş nasıl barut yağmış 
nasıl güneş vurmuş zehirlenmiş şehrin üstüne 
şimdi hangi kıyılarda gemiler demir alıyor 
güney rüzgarlarına açıp yelkenlerini 
belki bir italyan kızı tüfeğine dayanmış 
senin gibi barışı tasarlıyor dağlarda 
mahzun esirler harp şarkıları kadar mahzun 
gizlice talim ediyor hürriyet adımlarını 

sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin 
ah şu harp bitse rüzgar gibi bir nefes alabilsek 
kimseler kimseler çıkmasa yolumuzun üstüne 
yağmur yağsın varsın ıslansın saçlarımız 
yalnız duyulmaz olsun göğsümüzdeki darlık 
dilimizdeki kilit kolumuzdaki zincir 
ömrümüz meçhullerden meçhullere akıyor 
saatler bizim değil kitaplar bizim değil 
bizim değil yaşamak bizim değil hiçbir şey 
kendi dünyamızda yabancılar gibiyiz 
ya çok erken ya çok geç doğmadık mı sevgilim 
buna rağmen mutluluğa inanıyoruz


Attila İlhan