BLOGGER TEMPLATES - TWITTER BACKGROUNDS »

30 Eylül 2011 Cuma

Ben Ölürsem

Share


Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Çocuklar sinemaya gider
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim
Derinden bir tren geçer

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Alıp başımı gitmek isterim
Bir akşam bir kente girerim
Kayısı ağaçları arasından
Gidip denize bakarım
Bir tiyatro seyrederim

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstücü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar
Kuş sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birbirine karışır

Sana bir şiir getiririm
Sözler rüyamdan fışkırır
Dünya bölümlere ayrılır
Birinde bir pazar sabahı
Birinde bir gökyüzü
Birinde sararmış yapraklar
Birinde bir adam
Her şeye yeniden başlar

Ataol BEHRAMOĞLU

28 Eylül 2011 Çarşamba

Kışın Bana Yaptıkları

Share

Seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp

sanki senden bahsetmiyormuşum gibi yapıp

sanki benden bahsetmiyormuşum gibi

hatta bir aşktan bahsetmiyormuşum gibi

fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana.

Yılları ve yolları, limanları ve fırtınayı

ve aşkın belki hiç adı geçmeyen kuzeyini

aşkın bu kuzeyden nasıl düşürüldüğünü,

artık sonsuza dek yitirdiğimizi

büyünün bitişini,

hiç gerekmeyen yıllarda huzur,

çok gereken yıllarda da fırtına

nasıl yaşanır onu anlatacağım.

Seni bir yabancı gibi karşıma alıp

bunun dayanıklı bir şey olmadığını

sürekli kılınamadığını, çünkü aşkın

yapılan bir şey olmadığını,

başlangıçta bir melek konduğunu

sonunda bir kelebek öldüğünü,

yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın

bir korkular ve alışkanlıklar bütünü

olduğunu,

bütün bunları sana

nasıl anlatacağım?

Birhan Keskin